top of page

Untitled

  • Yazarın fotoğrafı: Öykü Yavuz
    Öykü Yavuz
  • 24 Eyl 2025
  • 2 dakikada okunur


Hani bazen bir işi başarmanın verdiği gururu ve mutluluğu yaşarken, o esnada işgüzar birileri ortaya çıkarak; “Yahu ne var bunda bu kadar gururlanacak? Bunu ben dâhil herkes yapabilir” der ya… İşte o zaman o kişinin ağzının tam ortasına…


Yok yok, şaka yapıyorum elbette. Şiddet hiçbir zaman çözüm değildir. O yüzden onlara Kolomb'un yumurtası anekdotuyla cevap verin bence.


Peki ne mi bu yumurta hikâyesi? Gelin anlatayım.


Yer: İspanya.Kristof Kolomb Amerika'yı keşfetmiş ve onuruna verilen ziyafet şöleni için yüksek tavanlı büyük bir salonda, meraklısından meraksızına, onurlusundan yüzsüzüne tüm soylular toplanmıştır. Altın işlemeli perdeler, devasa avizeler ışıl ışıl parlamakta, mermer zemin üzerine vurulan topuk tıkırtıları herkesin kulağında yankılanmaktadır.

Kadehlerin şıngırtısı, kocaman açılmış ağızlardan çıkan gösterişli kahkahalar tüm salonu doldurmaktadır.


Kristof Kolomb, Amerika kıyılarına ayak bastıktan sonra neredeyse tüm İspanya’nın dilindedir. Fakat ziyafet gecesi orada bulunanların bir kısmı onu yüceltip kahraman ilan ederken; bir kısmı ise küçümseyen gözlerle bakarak aralarında şöyle şeyler söylemektedir:— “Okyanusa açılıp batı yönünde yelken açmayı kim olsa yapardı. En nihayetinde böylece bulacağın yer Amerika’dan başka bir yer olmazdı zaten.”


Böyle konuşarak Kolomb’un başarısını kıskandıkları da ortaya çıkar. Kolomb ise bir kenarda sessizce bekleyerek etrafi izlemektedir.

Sonrasında içlerinden kendine güvenen ve en işgüzarından bir soylu Kolomb’a yaklaşarak:— “Don Cristóbal, Amerika’yı buldunuz demek! Vay vay vay! Ne büyük mesele! Çoğumuzun en az sizin kadar deniz deneyimi var ve yine çoğumuz tıpkı sizin gibi okyanusu aşabilirdik. Sizse sadece biraz daha cesur davrandığınız, hepsi bu!” der.


Salon bir an sessizleşir, ardından kahkahalar yükselir. Bu küçümseyici sözler, başka soyluların da diline düşer.

Ardından Kolomb kendinden emin bir şekilde masalardan birinde, gümüş bir tepside bulunan haşlanmış yumurtalardan birini alır ve havaya kaldırarak salondakilerin hepsinin duyacağı şekilde:— “Baylar,” der, “Öyleyse, sizden küçük bir ricam olacak. Şu elimdeki yumurtayı masanın üzerinde dik duracak şekilde kim tutabilir?”


Soylular şaşkınlıkla birbirlerine bakar. Sonra birer birer bu işi denemeye koyulurlar. Yumurtayı masanın üzerine koyarlar ama o döner, yuvarlanır, devrilir. Bir diğeri dener, daha dikkatli yapmaya çalışır… yine olmaz. Kahkahalar bu defa Kolomb’a değil, elinde yumurtayla şaşkın şaşkın onu dik tutmayı deneyenlere yönelir.

Sonunda bu işi kimse başaramaz. Salonda imkânsız olduğu yönünde sesler yükselmektedir.

Kolomb ağır adımlarla masaya yaklaşır. Yumurtayı eline alır, hiç acele etmeden ucunu hafifçe masaya vurur. Kabuğu çatlatır ve masaya dik bir şekilde bırakır. Yumurta masanın üzerinde sapsağlam durmaktadır.

Sonra salondakilere dönerek şöyle der:— “İşte beyler… Sizler bana Amerika’yı bulmanın kolay olduğunu söylüyorsunuz. Ama ben de size şunu söylemek isterim: Bir iş yapılmadan önce çoğunlukla imkânsız görünür; fakat yapıldıktan sonra herkes onun yapılabilir olduğunu görür. Sonra ‘Ne var bunda! Ben de yapardım’ diyerek yapılmış işi hafife alır. Tıpkı bu yumurta gibi… öyle değil mi?”

Kolomb’un sözleri karşısında salon sessizleşir ve onun sadece cesur bir kâşif değil, aynı zamanda bilge bir insan olduğunu da anlamış olurlar.

Bu yüzden siz bir işi başarılı bir şekilde yaptığınızda birileri size “Bunu ben de yapardım” derse, ona Kolomb’un yumurtasından bahsedin. Kimbilir o vakit yaptığı küstahlığı anlayıp yeni bir sey öğrenmenin mutluluğunu yaşayabilir.


Görüşmek üzere, sağlıcakla kalın.

Son Yazılar

Hepsini Gör

Yorumlar


bottom of page